Sevgili okurlar, “Hatırla” adlı serime hoş geldiniz. Serinin amacı bazı şeyleri hatırlatmak, ve bir vatandaş olarak üzerine kafa yorup, bir tür “çözüm üretme” girişiminde bulunmaktır. Tabii mümkünse

NOT: Bu yazıda deprem olmadan önce yapılması gerekenler hakkında yazdım. Deprem anında ve sonrasında yapılması gerekenler bu yazıya ait değil yani.

Suçlu: Müteahhitler mi?

6 Şubat Depremi’nden sonra müteahhitler suçları hemen başka yerlere yöneltmeye başlamışlar, tutuklular ise ya “neden tutuluyorum hala anlamadım” ya da edepsiz küfürler saymaya başlamıştı..

Çoğunun ise tahliye sonrasında davaları devam etmekte. Burada suçlu aramak cabası, çünkü bir çok farklı yoldan bir çok kişi suçlu gösterilebiliyor.

Örnek olarak, müteahhitler kendilerini davalarda korumak için görev dağılımlarını kullanabiliyor, zeminin kontrol edilmediğini ve bu durumun belediyenin suçu olduğunu öne sürebiliyor ve yönetmeliğe uygun yapılar inşa ettiklerini beyan edebiliyorlar. 👇

Suçlu: Yönetmelik mi?

Bir de bu açıdan bakalım: TBDY (2018) bence esneklik payı/mimari özgürlük olsun diye belli başlı engellenmesi gereken durumları daha yumuşak göstermiş.

“3.6.1. Düzensiz Binaların Tanımı: Depreme karşı davranışlarındaki olumsuzluklar nedeni ile tasarımından ve yapımından kaçınılması gereken düzensiz binaların tanımlanması ile ilgili olarak…”

Burada “yapma” demiyor. Aksine, şu esnekliği tanıyor devamında (3.6.2.1):

”…Burulma Düzensizliği Katsayısı ηbi ’nin 1.2’den büyük olması durumu…”

Buradan şu çıkarım yapılabiliyor: Düzensiz bir bina yapma ihtimaline karşı bu hesabı tutturmak yeterli.

Birkaç örnek daha var ama uzatmaya gerek yok.

Bence, en riskli davranışları tanımlayıp serbest bırakmak, mühendisliği matematikle telafi etmeye çalışmaktır. Ki akademide, bahsettiğim sorunlara halihazırda alternatif çözümler mevcut duruyor. FEMA P-58, PEER (özellikle Jack W. Moehle), ve hesaplamalar konusunda Eurocode 8 tavsiyemdir. Ama büyük ihtimal yönetmeliği hazırlayan yetkililer çoktan bunlara hakimdir. Sonuçta 2018 yönetmeliği hakkında konuşuyorum.

Dürüst olacağım, bu yönetmelik aslında güzel, temeli yerinde hazırlanmış. Bahsettiğim kısıtlamalar ise asıl problemin yanında bir hiç.

O problem ise maalesef uygulama eksikliği. 👇

UYGULA!!!

Yönetmelik sana direktif vermiş. Uygulayacaksın.

Şubat depremlerinde yüzlerce dosyada beton kalitesi yönetmelikte verilen minimum olan C20’nin altında, yani kalitesiz beton kullanmışlar. Bazı projeler yönetmeliğe uygun olsa da, müteahhit kaynağı kısmaya karar vermiş, sahada projeden eser yok. Taşıyıcı sistemler direkt kesilmiş, duvar yok, kolon yok.

Uygulanmamış.

🔴 Ne yapmalı ?

Ben araştırmayı seven bir Türk vatandaşı olarak şunu sunmak istiyorum:

Sorun yönetmelik eksikliğinden çok, riskli tasarımların hâlâ mümkün olması ve sahada kuralların uygulanmaması; bu yüzden çözüm, yönetmeliği daha karmaşık hale getirmek değil, bazı kritik hataları (yumuşak kat, kolon süreksizliği, dengesiz taşıyıcı sistem gibi) doğrudan yasaklayan, basit ve simetrik yapı tiplerini zorunlu kılan, kritik elemanları hata toleranslı tasarlayan ve en önemlisi projeyle sahadaki uygulamayı birebir doğrulayan güçlü bir denetim sistemi kurmak.

İşin sonunda amaç, kusursuz bir bina yapamıyorsan bile yıkılmayan bina yapmak.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu tür hatırlatıcı ve bilgilendirici yazılar yazmaya devam edeceğim.

-Ege Erdemir

Referanslar: